7 Ekim Aksa Tufanı etkinlikleri kapsamında Antalya'da Kudüs Platformunun düzenlediği salon etkinliğinde "Unutmak Yeniden Yaşatmaktır" serlevhasıyla bir tiyatro gösterisine katıldık. Gösteri göze ve duygulara hitap ettiği için çok anlamlıydı. Genel anlamda uzun yıllardır Filistin'de yaşanan katliamların, baskı ve zulümlerin unutulmaması gerektiği işleniyordu.

Evet, el hâk doğrudur; Filistin'de uzun yıllardır katliamlar işleniyor, soykırımlar yapılıyor, işgalci katiller kardeşlerimizi katlediyor, insani ve hukuki hiçbir hassasiyeti gözetmeksizin yerleşim yerlerini, camileri, okulları, üniversiteleri yerle bir ediyor.

Bu soykırımlar unutulur mu, işgal rejiminin yapmış olduğu katliamlar unutulur mu? Ailesinden onlarca kişiyi şehit veren masum ve mazlum çocuğun feryadı kulaklardan çıkar mı? Eşini, çocuklarını ve yakın komşularının tümünü atılan tonluk bombalar sonucu kaybeden annenin yaşadığı acı ve dram hafızalardan silinir mi?

Gazze'de son 3 yıldır her gün analar ağlıyor, çocukların feryadı kesilmiyor. İnsanlar temiz suya, gıdaya, ilaca ulaşamıyor. Gazze'de bir insanlık dramı yaşanıyor ama dünya yeteri kadar ses vermiyor. Yeteri kadar tepkisini ortaya koymuyor. Gazze'de yaşananlar yalnızca bir coğrafyanın başına gelen musibetlerden ibaret değildir. Gazze, insanlığın vicdanına bırakılmış ağır bir imtihandır.

Bugün insanlık ailesi maalesef ki bu imtihanı kaybetmekle karşı karşıyadır, çünkü Gazze’de yaşananlar unutulmaya başlanmıştır. Sanki Gazze'de savaş sona ermiş, sıkıntılar bitmiş, insanlar normal hayatına dönmüş... Hayır, Gazze'de hayat normale dönmedi, Gazze'de insanların sıkıntısı bitmedi ve işgal rejimi baskı, zulüm ve katliamlarını durdurmadı. Hala insanlar katlediliyor, suikasta kurban ediliyor, işgalci siyonistler Filistinli mazlumları yerlerinden ediyor. Soykırımcı caniler sokaklarda oynayan çocukların üzerlerine ateş ediyor ve hedef gözetmeksizin onları katlediyor.

Masum çocukların Filistinli diye öldürüldüğü bir dünyada mevcut küresel sistemden adalet beklemek beyhudedir. Bir çocuğun katledilişine sessiz kalmak, o çocuğa yapılacak en büyük ihanettir. Bir çocuğun ölümünü unutmak, sadece onun hikâyesini unutmak değildir. Onunla birlikte insani duyguları da bir kenara bırakmak ve o hissiyatı unutmak demektir. Bu yaşananları unutmak, zalim katillerin elini güçlendirmek anlamına gelecektir. Çünkü unutmak yeniden yaşatmaktır.

Unutmayacağız, kardeşlerimizin yaşadığı sıkıntılara sarf-ı nazar etmeyeceğiz. Tüm dünya unutsa da, tüm dünya Gazze’ye sırtını dönse de bizler unutmayacak ve asla sırtımızı dönmeyeceğiz. Çünkü Gazze bizler için kırmızıçizgidir, Mescid-i Aksa biz Müslümanlar için vazgeçilmezdir. Zalim işgalciler bizleri bu düşüncelerimizden ve hedeflerimizden uzaklaştırmak için her yola başvurmaktadırlar ancak biz iman sahibi insanlar olarak, mazlumların yanında ve zalimlerin karşısında saf tutan neferler olarak hiçbir zaman işgalcilerin yaptıklarını unutmayacağız.

Çünkü unutulan acılar, tarihin karanlık sayfalarında yeniden yazılabilir. Unutulan çocuklar, başka çocukların kaderine dönüşebilir. Unutulan zulüm ve katliam, başka bir coğrafyada yeniden ortaya çıkabilir. O yüzden unutmayacağız. Gazze’nin bize bıraktığı en ağır sorumluluk budur: Unutmamak. Biliyoruz ki unutmak yalnızca geçmişten vazgeçmek değildir. Unutmak, yeniden yaşatmaktır. Bu yüzden hatırlayacağız.

Çocukların isimlerini, annelerin gözyaşlarını, yıkılan evleri, yarım kalan hayatları ve insanlığın vicdanında açılan yarayı… Hatırlayacağız ki aynı acı bir daha yaşanmasın. Hatırlayacağız ki siyonist zulüm normalleşmesin. Hatırlayacağız ki insanlık, kendi tarihinin tanığı olmaktan vazgeçmesin. Ve hatırlayacağız ki bir gün geriye dönüp baktığımızda, “Gördük ama sustuk” demek zorunda kalmayalım.