Bazı fotoğraf kareleri vardır; yalnızca görüneni değil, perde arkasındaki hakikati de anlatır. Kimi zaman sayfalar dolusu yazının ifade edemediğini tek bir fotoğraf karesi anlatır. Gazze’de 112 şehit için kılınan cenaze namazında çekilen ve Filistin bayraklarına sarılı naaşların yan yana sıralandığı o fotoğraf da işte böyle bir kare olarak tarihe geçti. Soykırımın en acı karesi olan bu fotoğraf, dünya halklarına büyük bir ibretlik mesaj verirken barbar işgal rejiminin gerçekleştirdiği vahşi katliam ve soykırımları ve Gazze’de devam eden büyük acıyı bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Bu fotoğrafta yer alan 112 şehit, 23 Kasım 2023 tarihinde Gazze'nin Sabra Mahallesi'nde gerçekleştirilen siyonist saldırıda mazlumca şehit edilen Filistinli kardeşlerimizdi. Aynı ailelerden onlarca insanın katledildiği bu saldırıda şehit olanların büyük bir çoğunluğu kadınlar ve çocuklardan oluşuyordu. Yani işgal rejimi, her zamanki gibi silahsız ve savunmasız mazlumları katletmişti.
112 şehit için kılınan cenaze namazı esnasında çekilen fotoğraf, yaşanan soykırımı yeniden gözler önüne serdi. İşte bu nedenle o kare, yalnızca bir cenaze namazı fotoğrafı değil; aynı zamanda Gazze’de yaşananların hafızalara kazınmış tarihi bir belgesi niteliğindedir.
Gazze’de yaşananlar artık süreli bir saldırının çok ötesine geçmiş durumdadır. Kadınların, çocukların ve sivillerin hedef alındığı saldırılar, geride onarılması zor yaralar bıraktı. Birçok insanın hafızasında yer eden o fotoğraf karesinde bulunan 112 şehit de bu acı tablonun sembollerinden biri hâline geldi.
Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 112 şehidin yan yana sıralandığı bu görüntü, soykırımın fotoğrafı değil de nedir? O kareye bakan herkes, sadece 112 naaşı değil; yarım kalan hayatları, yetim kalan çocukları, evsiz bırakılan aileleri ve mazlum bir halkın yaşadığı büyük acıyı ve soykırımı da görüyor.
Bugün birçok kişi saldırıların ve baskıların sona erdiğini zannediyor. Bu yüzden Gazze meselesi kamuoyunun gündeminden çıkarıldı. Oysa Gazze’de yaşayan kardeşlerimiz hâlâ büyük zorluklarla mücadele ediyor. En temel insani ihtiyaçlara ulaşmanın bile zorlaştığı Gazze’de, Filistinli kardeşlerimiz ağır şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Saldırıların yol açtığı yıkımın izleri hâlâ silinmiş değildir.
Bir tarafta yıllardır devam eden zulüm, diğer tarafta ise İslam dünyasının ve uluslararası toplumun kahreden sessizliği var. Bu sessizlik ne zamana kadar sürecek? Ne zaman İslam dünyası gerçek gücünün farkına varacak? Ne zaman dünya Müslümanları işgalci rejime karşı gerçek anlamda sesini yükseltecek, kendine yakışanı yerine getirecek?
Tarih, Gazze’de yaşananları unutmayacağı gibi, bu yaşanan soykırım karşısında sessiz kalanları da unutmayacaktır. Aynı zamanda halkları Müslüman olan İslam ülkelerini idare eden ve birçok imkâna sahip olan yöneticileri de tarih unutmayacaktır. Zalim siyonistlere destek verenler, katliam ve soykırımlarına karşı mesuliyetlerini yerine getirmeyenler, tarihin vicdanında mahkûm olmaktan kurtulamayacaktır.
Zulmün ebedî olmadığını ve mutlaka bir gün sona ereceğini biliyoruz. Ve yakinen inanıyoruz ki Gazze ve Mescid-i Aksâ er ya da geç özgürlüğüne kavuşacak, aziz şehitler Muhammed Daif ve Yahya Sinvar’ın kahraman arkadaşları gerçek zaferi elde edecek, zalimler de çok uzak olmayan bir zamanda alaşağı edileceklerdir.
Soykırım bitmiş sanılsa da sözde barış anlaşmaları imzalanmış olsa da Gazze’nin aziz insanlarının yaşadığı acılar akıllarda kalmaya devam edecektir. Çünkü zulüm ne kadar güçlü görünürse görünsün kalıcı değildir. Kalıcı olan, mazlumların haklı davası ve insanlığın vicdanında bıraktığı izdir.