Doğrusu Terörsüz Türkiye ile ilgili yasanın 467 gibi yüksek bir oyla kabul edileceğini beklemiyordum, belki daha az bir oyla kıl payı geçeceğini düşünüyordum, buna sevindim.
Çünkü benim gördüğüm sokaktaki insan öyle değildi, hatta sanal dünya çok daha beterdi, böyle bir yasa çıktığında halkın derhal ayağa kalkacağını söylüyordu. Doğrusu Meclis sokaktan da, sanal dünyadan da aklı selim sahibiymiş, sevindim.
Ama ben bunun devamının getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nasıl olur? Sadece yeni uyum yasalarının çıkarılmasının yanı sıra insanımızı birbiriyle kucaklaştıracak faaliyetlerin başlatılmasıyla tamamlanacaktır. İnsanımızı birbirinden uzaklaştıran nefret söylemlerinin ve senaryoların temizlenmesi başta gelmektedir. Devlet buna öncülük etmelidir. Yüz yıla yakın bir zaman boyunca devlet eliyle kirletilmiş zihinler söz konusudur. Devlet bu kirini temizlemelidir, kanunlarıyla birlikte dilini değiştirmeli, dilini temizlemeli, hem kendi arınmalı hem de insanımızı arındırmalıdır.
Devletin yanı sıra insanımız da kendi arınmasını yapmalıdır. Hemen yanı başındaki insanlarla kendisini kucaklaştırmayan faşizan düşünceler neyse bulup çıkarmalı, söküp atmalıdır.
Tamam, bugün gelinen “Terörsüz Türkiye” iyi bir amadır, katkısı olan herkesi tebrik ediyoruz. Ama unutmayalım ki terör kavramı devletlere ait bir kavramdır, neyin terör kimin terörist olduğunu kendi ölçülerine göre devlet tanımlar. Bu tanım her zaman için insanımızı tatmin etmez. Şiddetsiz ve Terörsüz Türkiye başta ekonomik kalkınma olmak üzere devleti sevindiren bir husus olabilir.
Fakat bizim için bundan daha önemlisi insanımızın birbiriyle kucaklaşmasıdır. Hem bu kucaklaşma 86 milyondan çok çok daha fazlasını içine alacaktır, unutmayalım, sınırlarımızın hemen dışına çıktığınızda bunu göreceksiniz.
Onun için biz diyoruz ki, Kucaklaşan bir Türkiye, Kucaklaşan koca bir coğrafya!
Sevgi ve dua ile!