İki gün önce katıldığım bir taziyede bana bir soru soruldu:

"Son 'Terörsüz Türkiye' süreciyle birlikte Türkiye’de gerçekten terör bitecek mi, bu mümkün müdür, buna inanalım mı?"

Bu, birçok insanımızın zihninde cevap arayan haklı bir sorudur…

Kendilerine, bu süreci desteklediğimizi belirttim. Yarım asırdır insanlarımızın ölümüne, Türk ve Kürt halkının acı çekmesine sebebiyet veren, enerjimizi ve emeğimizi heba eden bu sorun bitmelidir. Ancak ülkemizde o özlemini duyduğumuz huzur ve istikrarın gelmesi salt bu adımla gerçekleşmeyecektir.

Coğrafyamızda siyonist işgal rejimi ile onu destekleyen ABD ve diğer emperyalistlerin işgali sürdüğü müddetçe kalıcı huzur ve barış gelmeyecektir. Salt bu güçlerin fiziki olarak gitmesi değil; aynı zamanda onların kirli, ifsat edici plan ve fikirleri de sona ermeli, onlarla birlikte gitmelidir.

Evet, coğrafyamızda mevcut bütün sorun, kriz ve çatışmaların ana sebebi işgal rejimidir.

Bu işgal ve talanın başlayıp devam etmesi için ümmet coğrafyası paramparça edilerek onlarca suni devlet kurduruldu. Ümmetin asli unsurlarından Kürtler dört parçaya bölünüp zorba ve faşist yönetimler tarafından ret, inkâr ve asimilasyona tabi tutuldu.

Başta Filistin olmak üzere Suriye, Irak, İran ile ABD ve Körfez ülkeleri arasındaki gerilimler; Yemen, Libya, Pakistan-Afganistan arasındaki çatışmalar ve bütün İslam âlemindeki sorunların ana müsebbibi siyonist rejimin varlığıdır.

Siyonist rejim, Müslümanların parçalanmışlığı, ihtilafları ve iç savaşları üzerine varlığını bina etmiştir…

Bu çıbanbaşı var olduğu müddetçe ne İstanbul ne Ankara ne Diyarbakır ne Bağdat ne Şam ne Kahire ne de İslamabad rahat yüzü görmeyecektir. Hatta dünya ve insanlık da rahat edemeyecektir.

Fiziki işgallerin sona ermesi yeterli değildir. Filistin dışında diğer ülkelerin hepsi sözde özgür ve bağımsızdır. Ama gel gör ki bağımsız değil, tam bir müstemleke ülke konumundadırlar. Ne siyasi ne askeri ne de politik bir kararı kendi başlarına alamamaktadırlar. Dış politikada kimin dost, kimin düşman tayin edileceğine emperyalistler karar vermektedir. Hangi silahı alacaklarına, yönetimlerin başına kimleri getireceklerine, hangi eğitim müfredatını uygulayacaklarına kadar emperyalistler karar vermektedir.

Trump, Mississippi'deki bir mitingde Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile yaptığı telefon görüşmesini şöyle anlatmıştı:

"Biz Suudi Arabistan'ı koruyoruz. Zengin bir ülke olduklarını söyler misiniz? Kral Selman'ı severim ama ona şöyle dedim: 'Kral, biz seni koruyoruz. Biz olmasaydık orada iki hafta bile oturamazdın. Askeri korumamız için para ödemen gerekiyor.'"

Bu durum sadece Kral Selman için değil, dünyadaki birçok lider için geçerlidir.

ABD, Venezuela petrolüne çökmek için bağımsız bir devletin başkanı olan Maduro’yu yatak odasından hanımıyla birlikte kaçırdı. Grönland’ı sözde bağımsız ve Avrupa Birliği üyesi olan Danimarka’nın elinden zorla aldı. Sırada başka ülkeler ve liderleri var.

Bu resmen teröristlik ve eşkıyalıktır. En büyük eşkıyalığı ise Trump ve ABD’yi bir kayyum gibi idare eden siyonist rejim yapmaktadır. ABD ve dünyanın neredeyse tümü bir terör çetesi olan siyonist rejimin işgali altındadır.

İstanbul, Diyarbakır, Ankara ve Trabzon ve ülkemizin tümünde huzur ve kardeşliğin kalıcı hale gelmesi için;

Türk-Kürt ve Müslümanların kardeşliği için;

Özgür Kudüs ve İslam coğrafyası için;

Adil bir dünya ve huzurlu bir insanlık için; siyonist rejim sona ermelidir.

Terörsüz Türkiye ve Kardeşlik Projesi, inşallah bu yolda bir adım ve nihai zafer için bir mukaddime olur.