Vuran çocuk…

Vurulan çocuk…

Ve kenardan seyreden biz büyükler…

Bir çocuğun okul çantasından kitap yerine silah çıkıyorsa, durup sadece çocuğa bakmayalım.

Aynaya bakalım.

22 Eylül’de Manisa Turgutlu’da bir okulun yakınında 11 öğrencinin yaralanması, hepimizin yüreğini bir kez daha yaktı. Soruşturma sürüyor; silahın çocuğun eline nasıl geçtiği ve akran zorbalığı iddiaları araştırılıyor.

Fakat bizim sormamız gereken daha derin bir soru var:

Bir çocuğun eline silah geçmeden önce, kalbine ne girdi?

Öfke mi?

Yalnızlık mı?

Zorbalık mı?

Şiddet mi?

Merhametsizlik mi?

Yoksa anne-babasının göremediği koca bir boşluk mu?

Biz çocuklarımızın notlarını takip ettik.

Kaç puan aldığını sorduk.

Hangi üniversiteyi kazanacağını hesapladık.

İyi bir mesleği olsun, dünyada rahat yaşasın istedik.

Ama kaçımız çocuğumuza:

“Bugün kimi incittin, kimi sevindirdin, kimin gönlünü aldın?”

diye sorduk?

Çocuğa matematik öğrettik.

Merhameti öğrettik mi?

İngilizce öğrettik.

Vicdanın dilini öğrettik mi?

Dünyayı tanıttık.

Allah’ı tanıttık mı?

Kur’an bize çocuk yetiştirmenin yalnızca geçim meselesi olmadığını hatırlatıyor:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6)

Bu ayet, anne-babaya çok ağır bir sorumluluk yüklüyor.

Çocuğunun karnını doyurmak yetmez.

Ruhunu da doyuracaksın.

Çocuğunu okula göndermek yetmez.

Ahlakla donatacaksın.

Telefonunu almak yetmez.

Kalbine ulaşacaksın.

Çünkü Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyuruyor:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.”

Bugün belki de en büyük meselemiz şu:

Çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz ama karakterlerini ihmal ediyoruz.

Bir diploma için yıllarca emek veriyoruz.

Fakat bir ahlak, bir vicdan, bir merhamet inşa etmek için ne kadar zaman ayırıyoruz?

SOSYAL MEDYA SUÇLU MU?

Ekranları suçlayıp geçemeyiz.

Ama çocuğun odasına açılan sınırsız dünyanın da farkında olmak zorundayız.

Şiddet, zorbalık ve dijital saldırganlık artık çocukların dünyasının bir parçası. Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde çocuk ve ergenlerin yaklaşık dörtte birinin zorbalığa maruz kaldığını bildiriyor.

Fakat mesele yalnızca telefon değil.

Mesele, çocuğun ekran karşısında yalnız bırakılmasıdır.

Mesele, aynı evde yaşayıp birbirinin kalbine yabancılaşmaktır.

Anne telefonda…

Baba telefonda…

Çocuk telefonda…

Sonra hep birlikte şaşırıyoruz:

“Bu çocuk neden bu kadar öfkeli?”

Belki de çocuk yıllardır bize bağırıyor.

Biz sadece duymuyoruz.

ÇOCUĞU CEZALANDIRMAK KOLAY, KAYBETMEDEN ÖNCE FARK ETMEK ZOR

Elbette suçun sorumluluğu vardır.

Şiddet mazur görülemez.

Bir masumun canına kastetmenin bahanesi olamaz.

Ama yalnızca tetiği çeken parmağa bakarsak, tetiğe götüren yolu göremeyiz.

O yol bazen evden başlar.

Bazen okuldan.

Bazen arkadaş çevresinden.

Bazen ekrandan.

Bazen de bizim ilgisizliğimizden…

İslam'ın çocuk terbiyesi bize sadece “başarılı çocuk” yetiştirmeyi değil, salih, merhametli, adaletli insan yetiştirmeyi öğretir.

Çünkü mesele çocuğun dünyayı kazanması değil;

Dünyayı kazanırken insanlığını kaybetmemesidir.

Bugün çocuklarımızın ellerinden silahları almak istiyorsak, önce onların kalplerine merhamet koymalıyız.

Onlara sadece sınav sorularını değil,

vicdanın sorularını da öğretmeliyiz.

Çocuğumuza:

“Kaç net yaptın?”

diye sorduğumuz kadar,

“Kimi kırdın, kimi sevindirdin?”

diye de sormalıyız.

Çünkü çocuklarımız bize sadece geleceğin doktorları, mühendisleri, öğretmenleri olarak emanet edilmedi.

Onlar bize insan olarak emanet edildi.

Ve bugün belki de en acı soruyla baş başayız:

Çocuklarımızı kim öldürüyor?

Belki cevap tek bir kişi değil.

Biraz ilgisizlik…

Biraz yanlış eğitim…

Biraz ekran…

Biraz zorbalık…

Biraz dünyalık hırsı…

Ve biraz da merhameti unutan büyükler…

Öyleyse çocuklarımızı kaybetmeden önce onlara dönelim.

Telefonlarını değil, kalplerini okuyalım.

Notlarını değil, yaralarını görelim.

Çünkü bir çocuğun kalbine zamanında ulaşamazsak, yarın elindeki silahı görünce şaşırmaya hakkımız yoktur.

Tüm ebeyenlere önemli bir çağrıdır.

Lütfen çocuklarınıza iman ve merhameti, İslam’ın güzel ahlakını öğretin !

Zira şu Ahir zamanda tek kurtuluş

Hz. Nuh’un gemisi misali olan Aziz İslam’dır. Kim bu gemiye binerse kurtuluşa erer inşallah

Kimde bu geminin dışında kalırsa helak olması kaçınılmaz bir son olabilir.

Rabbim bizleri ve nesillerimizi şeytani oyun ve tuzaklardan muhafaza eylesin inşallah!

Ayaklarımızı ve kalplerimizi yolunda daim ve kaim eylesin inşallah!

Selam ve Dua ile...