Hayır, “farkında mısınız” derken bir haber vermeyeceğim, yeni bir şey söylemeyeceğim. Hani genellikle bir şey söylemek, bir haber vermek istediğimizde söze böyle başlar, böyle bir giriş yaparız, ardından da o söylemek istediğimizi söyleriz ya, ben böyle bir şey yapmayacağım. Sadece bu “farkında mısınız” kelimesi üzerine bir şeyler söylemek istiyorum.
Ben bu kelimeyi çok seviyorum, çok da kullanıyorum, güzel bir uyarı, güzel bir dikkat çekme, çoğumuzun da kullandığını görüyorum. Fark etmek, bir şeyin farkına varmak, bir şeyi bir şeylerden ayırmak için kullanırız. Kitabımızın bir diğer ismi de hakkı batıldan ayırmak, doğruyu yanlıştan ayırmak anlamındaki Furkan ismidir. Faruk da buradan aldığımız kendimize verdiğimiz güzel bir isimdir.
Ne yaptığımızın farkında olmak, ne söylediğimizin farkında olmak uyanık olmaktır, dip diri olmaktır, daha da önemlisi gaflet halinde olmamaktır.
Gönül ister ki bu kelimeyle hep karşımızdakileri uyarmak yerine bu soruyu sık sık kendimize sormak ve kendimizi uyarsak o zaman çok şeyler kazanalım… Günlük hayatımızda daldığımız bütün gafletlerden, uyuşukluklardan, savruluşlardan kendi kendimize “ne yaptığının farkında mısın?” sorusuyla irkilip kendimize gelebiliriz.
Mesela, “ne yaptığının farkında mısın?” sorusunu namazın her anında kendimize sormalıyız. Çünkü en çok dalıp gittiğimiz, savrulduğumuz, kimin huzurunda olduğumuzu unuttuğumuz, okuduklarımızın ne anlama geldiğini aklımıza getirmediğimiz yer namazımız değil mi? Onun için namazın her anında kendimize bu soruyu sormamız bizim için güzel bir toparlanma sağlayacaktır. Hz. Hüseyin camiye giderken onu beti benzi sapsarı kesilmiş halde gören birisi; “Ey Hüseyin, nedir bu halin” diye soran kişiye;
“Benim kimin huzura gittiğimi biliyor musunuz?” cevabını vermiş. Bir şeyin farkında oluşunun zirvesidir bu.
Aslında âlimlerimiz “niyet nedir” sorusuna; “ne yaptığınızın farkında olmanızdır” cevabını vermişler. İbadetle diğer davranışlarımızı birbirinden ayıran şey ne yaptığımızın farkında olmamızdır.
Bu farkındalığı hayatın diğer alanlarına taşımak o hayatı ibadete dönüştürmek demektir…