Türkiye’nin gündeminde bugün bir numaralı başlık, Süleymancılar olarak bilinen yapıya yönelik operasyon.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Süleymancıların lideri olarak bilinen Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verilmesi ve 17 ilde operasyon düzenlenmesi, bu yapıyı gündemin merkezine taşıdı.
Operasyon farklı değerlendirmeleri de beraberinde getirdi. İstanbul seçimlerinde İmamoğlu’nu bazı yurtlara imar konusunda izin vermesi, bazı adamlarını belediyeye yerleştirmesi karşılığında verilen desteğe bağlayarak, siyasi hesaplaşmanın bir sonucu diyenler oldu.
Bu yapının da FETÖ gibi devlet içindeki paralel bir yapı olduğunu söyleyenler oldu. Devletin benzer yapılanmalara yönelik normal bir denetimin normal bir sonucu olduğunu söyleyenler oldu.
Geçmişte FETÖ konusunda yaşanan tecrübeyi hatırlatarak devlet içerisinde bağımsız güç odaklarının oluşmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyleyenler oldu. Birçok FETÖ firarisinin bu operasyonu şiddetle ve hararetle eleştirmesi de dikkatlerden kaçmadı doğrusu.
İsmini kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’dan alan bu yapı, 1940’lı yıllarda başlayan Türkiye’nin birçok bölgesindeki faaliyetleriyle, son zamanlarda öğrenci yurtları üzerinden iyice tanınmaya başladı. Hepimiz etrafımızda “Süleymancıların yurtlarında okudum” diyen birine rast gelmişizdir.
İnsanların herhangi bir faaliyet doğrultusunda yasal çerçevede bir araya gelmesi, eğitim veya yardım faaliyetleri yürütmesi demokratik toplumlarda doğal bir özgürlük alanıdır.
Ancak bu özgürlük, hiçbir yapıya hukuk dışına çıkma ayrıcalığı vermez. Eğer bir yapılanmanın içerisinde suç işlenmişse, bunun sorumluluğu deliller çerçevesinde ortaya konulması, farklı yorumların önüne geçilmesi için bir gerekliliktir.
Son operasyonun tartışılması gereken en önemli tarafı da burasıdır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında 43 adres ile 33 şirkete ait 80 adres olmak üzere toplam 123 adreste arama ve el koyma işlemleri uygulandığı, 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği ve ilk aşamada çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtiliyor.
Soruşturmanın örgütlü mali suçlar, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurumları zararına dolandırıcılık ve vergi mevzuatına aykırılık iddiaları üzerinden yürütüldüğü açıklandı. MASAK incelemelerinde 100 milyar lirayı aşan parayı Almanya’ya taşımaya ilişkin iddiaların da dosyada yer aldığı söyleniyor.
İnsanlar ve kurumların töhmet altında bırakılmaması için iddiaların bütün yönleriyle araştırılmasına kimsenin diyeceği bir şey yoktur. Hukuk devleti sevdiğine de sevmediğine de aynı ölçülerle yaklaşmalıdır.
Bu tartışmada taraf olmak kolaydır. Zor olan ise hukuktan yana olmaktır. Hastalığı nükseden Yeni Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, bu operasyonla alakalı “Tarikat ve cemaatlerin kökten kapatılması gerektiğini düşünüyorum” demesini de burada not düşmek gerek.