Fon kamburunu bu toplum daha fazla taşıyamaz. Her şeyin kayıt altında olduğu bu dijital çağda, bu olayın üzerinin örtülme hamleleri toplumu daha çok germektedir. Şimdiye kadar ortaya konulan yaklaşımlar, bu işin üstünün örtülmesi adımları daha bir öne çıkmaktadır. Ancak gelinen noktada toplumun, hukukun üstünlüğü çerçevesinde bu kokuşmuşluğun ortadan kaldırılması beklentisi daha da artmıştır.

Ortada bir trilyon liradan fazla bir vurgundan bahsedilmektedir. Bu vurgunun bütün failleri kayıt altındadır. Kimin fona ne kadar para yatırdığı ne zaman sürece dahil olduğu ne kadar süreyle sürecin içinde kaldığı ne zaman ayrıldığı ne kadar para kazandığı ve kimlerin bu süreçte mağdur olduğu tamamen kayıt altındadır. Ancak şimdiye kadar ki, çalışmalar ve yaklaşım aşamaları hiç de ümit verici bir durum değildir.

Milyarları götürenlerin, ifadeye gelmeye tenezzül dahi etmemesi ve bazıları hakkında verilen kimi kararların saatler içerisinde geri kaldırılması ve hatta ‘açık tehdit’ denilebilecek höykürmelerin hala işe yarıyor olması, bu konuda bizi iyice umutsuzluğa sevk etmektedir. Çocuğuna IBAN üzerinden para gönderen aileleri dahi soruşturma kapsamına alabilen Maliye Bakanlığı ve ilgili kurumların; bu büyük soygunu görememesi ise topluma hiç inandırıcı gelmiyor.

Fonlardan çalınan devasa paraların müsebbipleri hukukun önünde hesap vermelidir. Hele bürokraside köşe kapmış kimi bürokratların; asli işlerini ihmal ederek, rüşvet, dolandırıcılık, kayırmacılık, hırsızlık ve çaldıkları paraları dışarıya kaçırarak ülkeye açıkça ihanet anlamına gelen işleri, organizeli bir çete mantığıyla sürdürmeleri, hukuktan korkmadıkları izlenimini ortaya koymaktadır.

Adalet Bakanı’nın ‘bu iş organize bir çete şeklinde gözüküyor’ mealindeki açıklaması, doğrusu bu işin vahametini, dâhil olan bürokrat ve siyasetçilerin kokuşmuş hallerini, bu işin hukukun önünde çözülmesinin zorluğunu ve bu kamburu halkın sırtına yükleme riskini daha bir arttırmaktadır. Asgari ücretli ve emeklinin açlıkla mücadele ettiği bu süreçte; bu haramzadelerin hırsızlık masraflarının da halka yüklenme ihtimali, dar gelirli insanımızı daha da tedirgin etmektedir.

Bu ülkenin, her zaman ilk ihtiyaç duyduğu ‘hukukun üstünlüğü’ gerçeği, bugün çok daha acil olarak karşımıza çıkmış bulunmaktadır. Maalesef bugün hukuka duyulan güven de en alt seviyededir. Bu fon krizi bir fırsat olarak değerlendirilmeli, ‘temiz eller operasyonu’ acil olarak devreye konulmalıdır. Toplum bu temiz eller operasyonunu ‘hukuk çerçevesinde’ dört gözle beklemektedir.

Toplumun yargıya güveninin sarsılması, son dönemlerde verilen bazı kararların, hukukun üstünlüğü çerçevesinde değil; kişilerin hukukunun korunması, toplumun vicdanını yaralayan bariz hukuksuz kararlar ve keyfiliğin hukukta yer edindiğine dair toplumda oluşan kanaattir. Bütün bunlar; halkımıza, ülkemize, geleceğimize ve uluslararası kamuoyunda, bize zarardan başka bir şey kazandırmıyor.

Ey bu ülkenin yetkili kurumları ve kişileri! Bu ülkenin acil bir hukukun üstünlüğü anlayışına ihtiyacı var. Hukuka duyulan güven en üst seviyede yeniden inşa edilmelidir. Fon krizini hukuk çerçevesinde, halka açık ve şeffaf bir şekilde çözüme kavuşturalım ve halkın yeniden hukuka güvenini sağlayalım.