Gazze can çekişmeye devam ediyor. Siyonist katillerin bunca yıkım ve katliamlarına kimse ‘dur demediği için’ artık çadırları içindekilerle beraber ateşe veriyorlar. Yakılmış, yıkılmış evlerin arasına kurulan derme çatma çadırlarda kalan yaşlı, hasta ve çocuklar özellikle hedefe konularak öldürülmeye çalışılıyor.
Yüzyılın en barbar, en vahşi katliamı, yıkım ve yok etme savaşı Gazze’de sürdürülüyor. Açlıktan ölen insanları, canlı yayınlarda bütün dünya izliyor. Su yok, ilaç yok, bütün hastaneler içindeki hastalarla beraber yok edildi. İnsanlar yemek ve su kuyruklarında bombalanıyor. Hayatta kalanların neredeyse çoğu bir veya birden fazla uzvunu kaybetmiş şekilde, yaşama tutunmaya çalışıyor.
İşin en acı tarafı; Gazze’de bütün bu gerçekleştirilen vahşetler, bombalanan çadırlar, açlıktan ölen çocuklar, her gün yapılan katliamların maalesef sıradanlaşmaya başlamasıdır. Artık bütün bunlar bize normal gelmeye başladı. İslam devletlerinin müdahalesi bir tarafa, artık Müslüman halklar siyonizm aleyhine bir gösteri bile düzenleyemiyor. Katil siyonistleri açıkça destekleyen markaları boykot etme hassasiyeti de ortadan kalktı.
Ve daha acısı, siyonizm aleyhine eylem yapan bazı duyarlı aktivistlerin, ülkemizde de dâhil birer ikişer karakollara çağrılmasıdır. Eften püften bahanelerle ifadelerinin alınması, alakasız bazı mesnetlerle dosyalarının kabartılarak mahkeme kapılarında süründürüldüğünü görüyoruz. Bazen açık, bazen üstü kapalı bir şekilde tehditlerle bir daha bu tür eylemlere girişmemeleri noktasında ciddi uyarılar yapılmaktadır.
Bugün Gazze’de olanlar, küfrün çok güçlü olmasından mı kaynaklanıyor? Bunca yıkım, katliam, açlık ve toptan yok etme barbarlığı siyonist katillerin sonsuz imkânlara sahip olmalarından mı kaynaklanmaktadır? Elbette hayır. Bütün bunlar, Müslümanların dağınıklığı, birlik ve beraberlikten yoksunluğu ve İslam kardeşliğini ayaklarının altına almalarından ileri gelmektedir.
Hatta daha kötüsü; Gazze’de Müslümanlar katledilirken ve açlıktan ölmeye mahkûm edilirken, siyonist katillerle işbirliği yapacak kadar İslam’dan ve insanlıktan çıkan bedbahtların çokluğuna şahit oluyoruz. Müslüman görünümlü ama siyonist perest bu mahlûkların varlığı, katil siyonistleri daha da azdırmakta, ABD ve bütün batının sınırsız desteğini daha büyük bir vandallıkla kullanmalarının önünü açmaktadır.
Gazze’nin dört bir tarafı sözüm ona Müslüman ülkelerle çevrilidir. Ancak Gazze ve bütün Filistin’e uygulanan ambargoyu, bu sözde kardeş ülkeler siyonist katillerden daha gaddarca sürdürmektedirler. Gazze’nin yok edilmesinde siyonist katillerle birlikte sözüm ona bu Müslüman ülke idarecilerinin sürdürdükleri bu vahşi iş birliği, buradaki mazlumların acısına acı katmakta, ölüm ve yok oluşlarını bu sözde Müslüman ülke idarecileri sayesinde!? daha da hızlandırmaktadır.
Evet, sadece Gazze değil, Batı Şeria başta olmak üzere Müslüman Filistinlilere ait ne varsa adım adım yok ediliyor. Parça parça ilhak ediliyor. Buralarda yaşayan insanların evleri birer ikişer yıkılıyor. Kudüs gibi merkezi yerlerde bulunan evler ise içinde yaşayan Müslümanlar sebepsiz bir şekilde öldürülerek vahşi bir şekilde gasp ediliyor.
İzzet sahibi Müslümanlar ortaya çıkıp, küfrün anladığı dilden konuşup tedbir almazlarsa; Müslümanlar için bu utanç tablosu daha da kahredici bir boyuta ulaşacaktır. Ama geçmişten günümüze onurlu Müslümanlar hep var olmuşlardır ve küfre karşı mücadele bayrağını yere bırakmayarak hep öne atılmışlardır. Bedbaht Müslümanlara rağmen izzetli Müslümanlar Allah’ın izniyle ayağa kalkacaklardır.