Bu ülkede bir gençlik vardır. Okul bahçesinde, kampüste, ekranda görünen gençlik değil; sabah ezanından önce evinden çıkan, minibüste uyuklayan, kart basan, tezgahta duran, koli taşıyan, kurye çantasını takan, vardiyaya yetişen gençlik. Onu afişlerde “geleceğimiz” diye överiz. Hayatta ise çoğu zaman “eleman” diye çağırırız.
Rakamlar çalışan gençliğin küçük olmadığını gösterir. 15–24 yaşında 12,7 milyon, 15–29 yaşında 19,3 milyon genç vardır. 18–35 yaş kuşağı 22 milyonu aşar. İstanbul’da 15–29 yaşında 3,65 milyon, 18–34 yaşında 4,26 milyon genç yaşar. Gaziantep’te 15–29 yaşında 566 bine yakın genç vardır. Ülke genelinde 15–34 yaşında istihdam edilenlerin sayısı 12,7 milyondur. İstihdamdaki gençlerin yüzde 58’e yakını hizmette, yüzde 30’u sanayidedir. Asıl kalabalık kampüste değil; fabrikada, depoda, şantiyede, çağrı merkezinde, tekstilde, lojistikte, turizmde, güvenlik şirketinde, esnafın yanındadır. Gaziantep’te organize sanayi bölgesindedir. İstanbul’da hem plazadadır hem merdiven altı atölyededir. Ekonominin omurgasını taşır. Ama çoğu zaman yalnızca “işgücü” olarak anılır.
Bu genç tek tip değildir. Sanayide üretir, hizmette koşturur, sahada yorulur, ofiste diploma ile alanı dışında çalışır, esnafın yanında kalfa olur, kimi de sigortasız ve güvencesiz bırakılır. Sorunu yalnız maaş değildir. Uzun vardiya, kira, ulaşım, evlenememe, yorgunluk ve aidiyetsizlik birikir. Genç üretir ama dinlenmeye, okumaya, cemaate, kültürel gelişime vakit bulamaz.“Ben kimim?” sorusu cevapsız kalır. Günün sonunda evine kul olarak değil, tükenmiş bir işçi olarak dönerse İslam’ı yaşayacak enerjiyi de kaybeder. Biz ona “neden camiye gelmiyorsun?” demeden önce “vardiyan ne zaman bitiyor?” diye sormalıyız. Bugün evlenemeyen çalışan gencin meselesi yalnızca “heves” değildir; ev fiyatı, kira, güvencesizlik ve yorgunluktur. Dini nasihat, bu gerçekleri yok sayarak yapılmaz. Sünnet, beklemeyi değil gitmeyi öğretir.
Kur’an, Rablerine iman eden gençleri över. Gençlik zaafın adı değil; cesaretin, tevhidin ve istikametin adıdır. Bugünün çalışan gencinin mağarası bazen fabrikadır, bazen gece vardiyasıdır, bazen borç listesidir. Peygamberimiz (S.A.V.) gençliği ihmal etmedi; merkeze aldı. İlk safta gençler vardı. Ali on yaşında Peygambere yaver, Mus’ab on sekizinde Medine’ye öğretmen, Usame henüz delikanlıyken orduya emir oldu. İslam, gençliği “sonra bakarız” diye ertelemedi.
Hz. Muhammed (S.A.V.) Rabbine ibadetle yetişen genci arşın gölgesinde saydı. Gençliğin nerede harcandığının hesabını, haber verdi. “Ey gençler!” diye hitap etti. Evliliği iffet ve sorumlulukla birlikte gördü. Gence “kenarda dur” demedi; ona söz öğretti, vazife verdi.
Bugün gerek devlet gerek sivil toplum, gençliği sadece üniversite ve lise sıralarında arıyor. Devlet ve sivil toplum kuruluşları tüm imkanlarını okuyan gençlere harcıyor. Peki, ya çalışan gençlik? Halbuki geleceğimiz çalışan gençlerin omzundadır. Bir toplumun ahlakı, çalışan gencin ahlakıyla ayakta durur; tezgahtaki ölçü, kuryedeki emanet, ofisteki helal çizgisi… Okul sıralarındaki genci önemseyip Organize Sanayi Bölgesinin kapısındaki genci unutan bir halk, büyük pişmanlıklar yaşar. Asıl imtihan çalışan gençliktir.
Tarihimizde Ahilik (kardeşlik) teşkilatı bunu bildi. Tarihinde Gençleri kardeş bilen bir yapı kurmuş bir halkız. Ahilik Teşkilatı; mesleği ahlaka, çırağı kardeşliğe, kazancı emanete bağladı. Genci piyasaya terk etmedi. Bugün aynı akılla Çalışan Gençlik Koordinatörlükleri kurulmalıdır. Gençlerin iş yerleri ziyaret edilmeli, programlar vardiyaya göre kurulmalı, maddi dertler dinlenmeli, din ve kültür için imkân açılmalıdır. Amaç genci sektörünün kölesi yapmak değil; onu Allah’a, İslam’a ve Muhammed (S.A.V.) ümmetine ait kılmaktır.
Çalışan gençler ihmal edilirse ezilir, unutulur, “üreten beden”e indirgenir. Onlara bu muameleyi yapmayalım. Onlar yalnızca işçi değildir. Bu milletin ve bu dinin emanetidir. Öyleyse gençliği önemseyelim. Ona kapı açalım. Onu ayağımıza çağırmayalım; çalıştığı yere gidip görelim, dinleyelim ve sahip çıkalım.
Hz Muhammed’in (S.A.V.) gençlere gösterdiği merhamete, yakınlığa ve sorumluluğa sahip olan bir toplum olma duasıyla...