Rebiülevvel ayında Peygamberimizi anlatırken onun Kur'an'la olan ilişkisini de anlatmamız gerekiyor. Biz de bu niyetle Peygamberimizi ve onun Kur'an'la olan ilişkisini ifade etmeye çalıştık.

Resûlullah’ın hayatı, Kur’an’ın hayata geçmesidir. O, Kur’an’ı hem okudu, hem yaşadı, hem de ashâbına öyle öğretti. Kur’an okumak bir emirdir, bir şereftir. Allah Teâlâ, Peygamberine ve ümmetine Kur’an’ı tane tane okumayı emretti: “…Kur’an’ı tane tane, ağır ağır oku.” (Müzzemmil, 73/4)
Ey insan, kâr ve menfaat mi elde etmek istiyorsun? Allah’ın kitabını oku! Kur’an’ı hakkıyla okumak da ayrı bir övgüdür: “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu hakkıyla okurlar. İşte onlar ona iman ederler.” (Bakara, 2/121) Evet, Kur’an’a iman etmek Kur’an’ı okumakla olur. Bir insanın en büyük hedefi, gayesi, niyeti Kur’an’ı öğrenmek olmalıdır. Buradan büyük, küçük, yaşlı, genç herkese sesleniyoruz: Kur’an mucizevî bir kitaptır; ona yönelen boş çevrilmez. Mutlaka nasip olur, mutlaka öğrenir.

Kur’an okumak sadece harfleri telaffuz etmek değil; harfin hakkını vermek, mânâyı düşünmek ve onunla amel etmektir. “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân, 21) Bu hadis-i şerif, nice sâlih insanın ömrünü bu işle geçirmesine vesile olmuştur. Gelin bunun cehdine, gayretine girelim.

Resûlullah Kur’an’ı acele etmeden, harflerin hakkını vererek, med yerlerini uzatarak; rahmet âyetinde dua, azap âyetinde istiâze ederek; gece-gündüz belli bir hizip ayırarak okurdu.

İnsanın gaflette olmamasını sağlayan en önemli nimet Kur’an’dır. Günümüzde manayı ihmal ediyoruz. Bu, toplumsal bir handikaptır. Hafızlar yetiştiriyoruz; imam-hatip ve ilahiyatta ders var; fakat mana ihmal ediliyor. Besmelenin, Fâtiha’nın, tahiyyatın, Salli-Bârik ve Rabbenâ dualarının, Felak, Nâs, İhlâs, Kevser sûrelerinin, Âyetü’l-Kürsî’nin, ezan ve kâmetin, rükû ve secdedeki zikirlerin manasını bilen bir nesil yetiştirelim. Üzülerek belirtelim: Toplumumuzun çoğu bunları okumayı da anlamını da bilmiyor. Belki bir imam biliyor; vatandaş bilmiyor.

İslam, din adamlarının dini değildir. İslam’da din adamları sınıfı yoktur; her Müslüman dinin adamıdır. Vali, kaymakam, belediye başkanı, öğretmen, televizyoncu, anne, baba, dede, nine; bulunduğu makamın imkânını Kur’an’ın öğretilmesine seferber etmelidir. Etmezsek kıyamette sorulur: “Sen valiydin, öğretmendin, babaydın; çevrene ne yaptın?”
Yâsîn sûresinin 5. âyetinde bu Kur’an’ın Aziz ve Rahîm olan Allah tarafından indirildiği buyrulur. Madem Kur'an Allah’ındır; Diyanet, Millî Eğitim, Aile, Gençlik ve Spor bakanlıkları bir şeyler yapmalıdır. Anne-babalar Kur'an'ın evlerinde okunması için gayret etmelidir. Allah anne babalarımızdan razı olsun; yazın sıcağında milyonlarca çocuk kurslara gitti. Diyanet, vakıf, dernek el ele verdi, çocuklarımıza Kur'an öğretmeye çalıştık. Altı haftada çoğu zaman harflerin telaffuzuyla geçirdik. İlkokulda Latin alfabesi için bir yıl ayrılırken altı haftada Kur’an alfabesini öğretmek zordur. Buna rağmen çocuk üç haftada Kur’an’a geçiyor. Bu, milletimize bir rahmettir.

Kur'an öğretimi yazın sıcağına bırakılmamalıdır. İstemeyen dilekçe versin. Türkçe ve matematik için dilekçe veriliyor mu? Kur’an, birinci sınıftan üniversiteye kadar zorunlu ders olmalıdır. Aksi hâlde din istismarı devam eder; bu devlet, millet ve âhiret için tehlikedir.

Kur'an-ı Kerim'in nuru kampüse niye giremiyor? Birçok öğretim üyesi hatta nice profesörler niçin Fâtiha’dan bile habersiz olsun; üniversitelerde görev yapan üretim üyelerinin %90'ından fazlası Müslüman evladı değil midir? Kur’an’ı ve hükümlerini bilmeyen, profesör dahi olsa, cahildir. Cehaletten kurtuluş, Kur’an’ı öğrenmektir.

Cami, kurs, vakıf ve sivil toplum yediden yetmişe Kur'an'ın öğrenilmesi için ortam açmalıdır. Hocalar yöntem geliştirmeli; gönüllü öğreticilere hizmet içi eğitim verilmelidir. Asgari düzeyde her vatandaş namazını kılacak ve dualarının manasını bilecek hâle gelmelidir. Kur’an yalnızca camide okunan bir kitap değil, yeryüzünde ilâhî adaletin fermanıdır.

Allah’a ve ahiret gününe iman eden her kişi bu işe kafa yormalı, mücadelesini fiilen vermelidir. Kur’an’ı öğrenen ve öğreten kullardan olmak dileğiyle...