Azerbaycan’a gösterilen sıra dışı ihtimamın karşılık bulmadığı anlaşıldı. Despot İlham Aliyev’in, “Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi”ne katılmayıp futbolu izleyeceği belirtildi ve öyle de oldu. Onun yerine Türkiye’ye dışişleri bakanı geldi.
Satırlarıma hemen başlarken, kısa bir süre önce işgal rejiminin cumhurbaşkanı etiketli elebaşı olan kişinin Azerbaycan’a ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatmak lazım.
Büyük ihtimalle o zaman Aliyev’in Türkiye ziyareti konusu konuşuldu ve karara da bağlandı. Azerbaycan’ın işgalci israille yakın ilişkisi gizli değil. israille normalleşenlerle normalleşmek gerçekten imkânsız denecek kadar zordur.
Ayrıca BM Genel Sekreterliği seçimleri konusunda da Azerbaycan’ın Türkiye’ye karşı hasmane bir tutumunun olduğu konuşuluyor.
Yeni genel sekreter olarak Ekim-Aralık ayları arasında seçilip atanacak kişinin kim olacağı tartışılırken Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Devlet Bakanı Lana Zaki Nusseibeh’i Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği için aday gösterme girişimini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Açıklama, Türkiye’nin aynı görev için eski Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nu aday göstermeyi değerlendirdiği bir dönemde geldi. Bakü’nün tutumu, iki ülke arasında son haftalarda yaşanan diplomatik gerilimle birlikte dikkat çekti.
Her ne kadar bu konuda Türkiye’yle ilgili açık bir açıklama söz konusu olmasa da BAE adayına yönelik memnuniyet açıklaması, Türkiye’ye karşı yeni bir tepkisel tutum olarak algılandı.
Sadece Azerbaycan’la alakalı değil, bütün komşu ve Müslüman ülkelerle iyi ilişkilerin olması çok önemlidir. Hatta saldırganlık siyaseti gütmeyen sair ülkelerle de ilişkilerin iyi olması, ticari ve diplomatik ilişkilerin karşılıklı saygı ve güvene dayalı yürütülmesi takdire şayandır.
Azerbaycan yönetiminin başörtülü öğrencilere yönelik despotik tutumu ve ardından gelen Türkiye’ye karşı ‘orantısız tepki’si normal bir duruş gibi görünmüyor.
Azerbaycan’daki idarecilerin, kendi ülke sınırları dışında yapılan eleştirileri bahane ederek Türkiye’ye karşı bu denli hasmane bir tutum içerisinde olmasının israilin dürtüleriyle açıklanabileceğinden başka bir yönü yok gibi görünüyor.
Sosyal medya üzerinden yazılan üç-dört satırlık eleştiriler karşısında kırmızı bültenler çıkaran; yetkilisiyle, etkilisiyle, basın organı olan tetikçisiyle gece gündüz Türkiye aleyhtarı hücuma geçen bu tayfanın birilerine yaranmaya çalıştığı, net anlaşılabilecek kadar ortadadır.
Başka bir husus da Azerbaycan yönetiminin bu hasmane tutumunun müsebbiplerini kendi ülkesi (Türkiye) içinde aramaya çalışan eziklere… Bilmem bir şey söylemeye gerek var mı?!
Onları razı etmek için bütün bir ülkenin medhiye dizmesini mi bekliyorsunuz? Bu nasıl bir ezikliktir? Aliyev gelmedi, öyleyse bunun sebebi biziz, demek; acaba onurumuzla ve izzetimizle ne kadar bağdaşan bir yaklaşım şeklidir?!
israille normalleşenlerle normalleşmek gerçekten kolay olmayacaktır. Allah doğru yola iletsin ve o yoldan ayırmasın.
Gardaşlık mı? Biz Azerbaycan’ın Müslüman halkıyla elbette ki gardaşız!