Telefonunuza bir bildirim geliyor… Belki bir mesaj, belki bir arkadaşlık isteği, belki de hiç tanımadığınız birinden gelen kısa bir yazı. Merak edip ekrana dokunuyorsunuz. O an bunun sıradan bir bildirim olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa bazen tek bir bildirim, bir insanın hayatını değiştirecek olayların ilk adımı olabiliyor.
Teknolojinin sunduğu imkânlar hayatımızı kolaylaştırırken, beraberinde büyük sorumluluklar da getiriyor. Çünkü artık kapımızı çalan sadece misafirler değil; telefonlarımız aracılığıyla tanımadığımız insanlar da hayatımıza girebiliyor. Kim olduğunu, nasıl bir hayat yaşadığını, neyi amaçladığını bilmediğimiz kişiler, birkaç mesajla güven kazanmaya çalışabiliyor.
Onun için insan çoğu zaman merakla bu işlere başlıyor. Önce gelen mesaja bakıyor, sonra sohbet ediyor, ardından karşısındaki kişiye güvenmeye başlıyor. Ama maalesef ekranın arkasındaki kişi, kendisini anlattığı kadardır. Gerçek kimliğini, niyetini ve karakterini çoğu zaman bilemeyiz.
Üzülerek söylemek gerekirse bu tür mesajlar nedeniyle dolandırılan, şantaja uğrayan, ailesi dağılan ve hayatı altüst olan insanların haberlerini neredeyse her gün görüyoruz. Daha da acısı, güzel bir aile düzenine sahip olan bazı insanlar, sosyal medya üzerinden kurulan yanlış ilişkiler sebebiyle eşinden, çocuklarından ve yuvasından kopabiliyor. Bir anlık merak, yıllarca kurulan bir yuvayı yıkabiliyor.
Yüce Allah bu tehlikeyi asırlar önce bizlere şu emriyle hatırlatmıştır: “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ Suresi, 17/32). Dikkat edilirse ayette “zina işlemeyin” değil, “zinaya yaklaşmayın” buyrulmaktadır. Çünkü harama giden yol, çoğu zaman küçük görülen bir adımla başlar. Bazen masum görünen bir mesaj, bazen gereksiz bir yazışma, bazen de kontrolsüz bir arkadaşlık isteği, insanı farkında olmadan yanlış bir sürecin içine sürükleyebilir.
Sosyal medya üzerinden kurulan ilişkiler sadece ahlaki tehlikeler doğurmuyor; aynı zamanda dolandırıcılık, şantaj ve kişisel verilerin kötüye kullanılması gibi ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. Paylaştığımız bir fotoğraf, özel hayatımıza ait bir bilgi veya dikkatsizce verdiğimiz bir kişisel veri, kötü niyetli insanların elinde bize karşı bir tehdide dönüşebilir. Bu nedenle dijital dünyada mahremiyeti korumak, en az gerçek hayatta olduğu kadar önemlidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz.” (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63). Kainat Rehberi, Müslümanın dikkatli, basiretli ve tedbirli olması gerektiğini öğütlemektedir. Özellikle sosyal medyanın hayatımızın merkezine yerleştiği bu çağda, her gelen mesaja inanmak, her isteği kabul etmek ve herkese güvenmek, telafisi zor sonuçlar doğurabilir.
Bilinçli bir Müslüman, telefonunu değil; nefsini kontrol edebilen kişidir. Mahremiyetine sahip çıkar, ailesini korur, özel hayatını herkesin görebileceği şekilde paylaşmaz. Çünkü bilir ki her paylaşım, her mesaj ve her bildirim bir iz bırakır.
Bazen bir bildirim sadece telefonu titreştirir; bazen ise bir aileyi, bir geleceği ve hatta bir toplumu derinden sarsabilir.
Bu yüzden telefonumuza gelen her bildirime değil, vicdanımıza ve imanımıza kulak verelim. Çünkü gerçek güvenlik, güçlü şifrelerde değil; Allah’ın koyduğu sınırlara riayet eden bilinçli bir hayat yaşamaktadır.