Yazımızın başlığı bir gerçeği tespittir. Biliyorum bu soruya “evet” diyeceklerin sayısı hayli fazla olacak. Çünkü normal bir randevu alabilmek için kırk takla atmak gerekir.
Sağlık sistemi bir toplumun yaşam kaynağıdır. Yıllarca çalışıp prim ödediğiniz halde hastalandığınızda muayene olabilmek için en az on beş gün sonrasına bile boş randevu bulamıyorsunuz. Ama kurumda çalışan bir tanıdığınız veya idarede bir dostunuz varsa randevu bulmanız hiç de zor olmuyor.
Ülke genelindeki sağlık yatırımlarının büyüklüğünü ve yapılan harcamaları görmezden gelip inkâr edemeyiz. Hele benim gibi yaşı 60’a dayanan insanların geçmişte bu konuda neler yaşadığını bilenler biliyor. Bu kadar yatırımın sonunda muayene olmak için 15 gün içinde randevu bulamamak da acı bir durum.
Evet, nüfus artışı var, hastalıklar da artıyor. Uzmanlık gerektiren yan dallar da artmış vaziyette. Gelin görün ki, yeşil alan açtığınız hastalıklar için de randevu bulamıyorsunuz. Bu durumdaki hasta nasıl 15 gün bekleyecek. Bunun için acil duruma düşüp ambulansla hastaneye götürülmesi gerekiyor.
Bazı yan dallarda sadece tek doktor bulunmaktadır. Doğal olarak tek bir doktorun bu kadar yoğunluğu kaldırması mümkün değildir. O halde yapılması gereken açık olan alanlarda daha fazla doktor istihdamını sağlamak değil mi?
Merak ettiğim bir konu daha var. Acaba ildeki sağlık müdüründen başlamak üzere bu konuda yetkili olan yöneticiler normal bir vatandaş gibi e-nabız’dan randevu almayı denediler mi? Denemişlerse kaç gün sonrasına randevu bulmuşlardır? Ya da normal vatandaş gibi hastane kuyruklarına girip muayene olmayı beklemişler mi?
Ya da iş yoğunluğu altında ezilen doktorların ve sağlık çalışanlarının hastanın yüzüne bakmadan “neyin var, üstünü aç, kalk gibi “ “Siz’i değil Sen’i” çağrıştıran hitaplarına maruz kaldılar mı?
Hasta öncelikle insandır ve vatandaştır. Yaşı küçüklere sen diye hitap etmek anlaşılır bir durum, ama babası hatta dedesi yaşındaki büyüklere “sen” diye hitap etmek gerçekten nezaketsiz bir durumdur.
Hastalansak sıra bulamıyoruz, sıra bulunca röntgen, MR ve endoskopi gibi işlemler için tekrar randevu arıyoruz. Hadi bulduk, bu kez de bize üstten bakan (görevini hakkıyla ve nezaketle yapan doktor ve sağlık çalışanlarını tenzih ediyorum) ve “siz” kelimesini çok gören çalışanların sözleriyle bu kez gönlümüzden bir yara daha alıyoruz.
Unutmamak gerekir ki, vücuttaki maddi yaralar geçer ama kalbe dokunan yaraların izi uzun süre geçmez. Maddi hastalıkları tedavi ettiği kadar, söz ve davranışlarıyla insanımızın gönlünü fetheden tüm sağlık çalışanlarımıza selam ve muhabbetlerimi sunuyorum.