Önce şunu söyleyeyim, bazı art niyetlilerin ısrarla dile getirdikleri mezhep faktörü doğru değil. Yemen’de olanlar mezhep savaşı falan değil… Ensarullah Hareketi, basındaki adlandırmalarıyla Husiler Zeydi Mezhebine mensupturlar. Zeydiler, hem fıkıh hem de akait olarak Caferi Mezhebinden çok Hanefi Mezhebine yakındırlar.
Birçok âlimin ve uzmanın da belirttiği gibi Zeydiyye, ameli ve fıkhî hükümlerde büyük oranda İmam Azam Ebû Hanîfe’nin içtihatlarıyla paralellik gösterir. Bunun temel sebebi, mezhebin kurucusu Zeyd bin Ali ile Ebû Hanîfe’nin aynı dönemde yaşamış, birbirlerinden karşılıklı olarak etkilenmiş ve benzer fıkıh metodolojilerini (kıyas ve rey gibi) benimsemiş olmalarıdır.
Ayrıca şunu da belirteyim, Zeydi Mezhebine bağlı Husilerin tamamı Ensarullah’a bağlı değildirler. Ensarullah’ı desteklemeyen Husi gruplar da var. Bununla birlikte Yemen’deki Sünnilerin hepsi de Ensarullah’a karşı değildir. Hatta medyaya düşen bilgilere göre Ensarullah’ın savunma bakanı bir Sünni Müslümandır.
Kısacası Yemen’de yaşananlar mezhebi sorunlardan kaynaklanmıyor. Hatta Arap Baharı esnasında Ensarullah Hareketi tarafından devrilen Suudi yanlısı ve Suudi’nin himayesindeki rejimin Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Zeydi Mezhebine mensuptu. Ali Abdullah Salih, 33 yıl boyunca Yemen’i diktatörlükle yönetmiş, Amerika ve İsrail başta olmak üzere Batı dünyasının çıkarlarını korumaktan çekinmemişti.
O halde Yemen’de neler oluyor?
Olan aslında şu; Yemen’i Amerika ve İsrail’in güdümünden çıkarıp özgürleştirmek isteyen İslami gruplarla Amerika ve İsrail’in çıkarlarını koruyacak bir kukla hükümet kurmak isteyen Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi’nin çatışması var ortada.
Suudi Arabistan, yıllardır Yemen’i abluka altına almış durumda… Hava, kara ve deniz ablukası… İsrail’in Gazze’ye uyguladığını o da Yemen’e uyguluyor. Ensarullah, Yemen halkına büyük acılar yaşatan, yoksullaştıran, Yemen’i Gazze gibi bir açık hava hapishanesine dönüştüren ablukanın kaldırılmasını istiyor. Ablukanın kaldırılmasını, tüm Yemen halkının onaylayacağı özgür, bağımsız bir yönetimin kurulmasını istiyor. Bunu her fırsatta dillendiriyor.
Lakin Amerika ve İsrail’in baskısı altındaki Suudi yönetimi, bu talepleri kabul etmiyor. Bağımlı ve kukla bir yönetim istiyor. Daha doğrusu Amerika’nın dayatmasıyla bunu istemek zorunda kalıyor. Suudi, Amerika ve İsrail’in politikalarını uygulayan bir hükümet konumunda şu an…
Bu savaş Yemen’e büyük yıkım getirdi… Yüzbinlerin hayatına mal oldu. Tek yol barış ve uzlaşma…
Bunun yolu da Suudi’nin Amerika ve İsrail’e bağımlılıktan kurtulup ümmetin çıkarlarını, Amerika’nın çıkarlarına tercih etmesinden geçiyor. Suudi bunu yapmadığı müddetçe Yemen’de savaş bitmeyecek. Acılar bitmeyecek…
Suudi Yönetimi Ensarullah’a karşı Amerika’yı, bu satırları yazdığım sırada İsrail basınına düşen iddialara göre Siyonist rejimi yardıma çağırmış.
Ümmetin en büyük düşmanlarını, ümmet çocuklarının katillerini yardıma çağıran Suudi, meşru olmayan bir savaş yürütüyor. HÜDA PAR’ın çağrısında da belirtildiği gibi İslam dünyasının liderleri, Türkiye ile Pakistan, Suudi’yi bu yanlış yoldan dönmeye ikna etmelidirler. Amerika ve İsrail’e kuklalık hiçbir ülkeye yarar sağlamamıştır. Amerika uşaklığı İslam dünyasına yıkım ve işgalden başka bir şey getirmemiştir.
Suudi’nin ablukayı kaldırması, özgür Yemen’in önünde engel teşkil etmeyi bırakması için özellikle Türkiye ve Pakistan üzerlerine düşeni yapmalı, Suudi’nin kirli parasına duyulan hırs bu iki ülkeyi ümmetin zararına olacak çatışma ve politikaların tarafı yapma yanlışına düşürmemeli…