Yaz tatili denildiğinde çocuklarımız için aklımıza sadece dinlenmek, oyun oynamak ve eğlenmek gelmiyor elbette. Aynı zamanda onların sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimleri için bir fırsat olarak da görüyoruz.
Bu fırsatı değerlendiren pek çok aile, çocuklarını camilere, Kur’an kurslarına ve çeşitli İslami derneklerin düzenlediği eğitim faaliyetlerine yönlendiriyor. Çocuklarımız burada Kur’an-ı Kerim okumayı öğreniyor, temel dinî bilgileri ediniyor, güzel ahlak, saygı, merhamet, yardımlaşma ve sorumluluk gibi değerlerle tanışıyor.
Fakat asıl mesele tam da burada başlıyor.
Yaz tatilinde başlayan bu güzel eğitim, okullar açıldığında neden sona ersin?
Çocuğumuz yaz boyunca caminin yolunu öğreniyor, Kur’an-ı Kerim’le tanışıyor, yeni arkadaşlarıyla güzel bir bağ kuruyor. Sonra okul zili çalıyor ve bütün bu faaliyetler bir anda rafa kaldırılıyor. Aylar boyunca camiden, Kur’an eğitiminden ve sosyal çevresinden uzak kalan çocuk, bir sonraki yaz yeniden aynı noktadan başlamaya çalışıyor.
Nasıl ki çocuğumuz matematik, Türkçe, fen veya yabancı dil derslerini sadece yaz tatilinde öğrenmiyor; okul dönemi boyunca düzenli olarak çalışıyorsa, Kur’an başta olmak üzere değerler ve ahlak eğitiminin de hayatın doğal bir parçası olması gerekir.
Burada önemli olan, çocuklarımızın okul eğitimini ihmal etmesi değil; tam tersine okul eğitimi ile değerler eğitimini birbirini tamamlayan iki önemli alan olarak görmektir.
Çünkü iyi bir eğitim yalnızca sınavlarda yüksek not almak değildir.
Çocuğun başarılı olması kadar dürüst olması, bilgili olması kadar merhametli olması, kendisini geliştirmesi kadar ailesine, çevresine ve topluma karşı sorumluluk sahibi olması da önemlidir.
Bir çocuğun zihnini bilgiyle, kalbini güzel değerlerle ve davranışlarını güzel ahlakla beslemek gerekir.
Bu konuda en büyük sorumluluklardan biri de anne ve babalara düşüyor.
Anne babalar çocuklarının okul başarısını takip ettikleri kadar onların karakter gelişimini de takip etmelidir. “Derslerini çalıştın mı?” sorusu kadar “Bugün camiye gittin mi? Kur’an Kursu’na gittin mi?” soruları da hayatımızda yer bulmalıdır.
Ancak mesele yalnızca ailelerin gayretiyle de çözülebilecek kadar basit değildir. Yetkililerin, eğitimcilerin, camilerin ve sivil toplum kuruluşlarının da çocuklarımız için yıl boyunca sürdürülebilir, nitelikli ve uygun ortamları oluşturması gerekir.
Yaz Kur’an kurslarına gösterilen ilgi, aslında toplumumuzun çocuklarının manevi ve ahlaki gelişimine duyduğu ihtiyacın da önemli bir göstergesidir. Bu ilgiyi sadece birkaç haftalık veya birkaç aylık bir faaliyet olarak görmek yerine, yıl boyunca devam edecek kalıcı bir eğitim anlayışına dönüştürmek gerekir.
Yaz tatilinde camide başlayan Kur’an ve değerler eğitimi, okul dönemi başladığında kesintiye uğramamalıdır. Tam tersine, okuldaki dersler ile cami, Kur’an kursları ve bu alanda çalışan İslami derneklerin çalışması birbirini desteklemelidir.
Çünkü geleceğin güçlü toplumu; sadece çok bilen değil, bildiğini iyilik için kullanan, ahlaklı, sorumluluk sahibi ve vicdanlı nesillerin omuzlarında yükselecektir.
Bugün çocuklarımız için attığımız her doğru adım, yarınımızın en değerli mirası olacaktır.