Aileyi korumak, günümüzde herkesin dert etmesi gereken en büyük meselelerden biridir.
Kur’ân neslin bozuluşunu şöyle anlatır: “Onların ardından öyle bir nesil geldi ki namazı zayi ettiler, şehvetlere uydular. Böylece hüsrana uğrayacaklardır. Ancak tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenler başka.” (Meryem, 59-60)
Allahu Teâlâ helak olan kavimleri iki özellikle öne çıkarır: namazı bırakmak ve şehvete uymak. Namaza yöneliş arttıkça şehvete yöneliş azalır; şehvete yöneliş arttıkça namaz azalır. Bir toplum namaza yönelirse kötülükten çekilir. Namazı terk ederse şehvetine uyar. Namazın hayatın omurgası olmaktan çıkması, şehvetin kanun haline gelmesi; zevkperest, nefisperest, hodbin ve hodendiş olmaktır.
Rabbimiz fıtratı korumamızı emreder. “Andolsun, biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn, 4) “Yüzünü hanif olarak dine çevir. Allah’ın, insanları üzerinde yarattığı fıtrata (uygun ol). Allah’ın yaratması değiştirilemez.” (Rûm, 30) Fıtrat değiştirilemez; değiştirilmeye çalışılır. Şeytan ve taraftarları örgütlü tuzak kurar. Fıtratı “eski kalıp” gösterir; erkekliği ve kadınlığı silmek, aileyi baskı ilan etmek isterler.
Bugün 13-18 yaşındaki birçok genç aileyi baskı aracı, aileden uzaklaşmayı özgürlük sanıyor. Kendi şehrinde üniversite varken başka şehre gidiyor; anne, baba, dayı, teyze, hala, amcayı engel görüyor. “Bağımsız” kalan genç çoğu kez şeytan ve taraftarlarının hazırladığı tezgâha düşüyor.
“Müminler arasında fuhşun yayılmasını sevenler için dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır.” (Nûr, 19) Kıyamete kadar kötülüğü örgütlü yayanlar olacak. Biz müminler ise kötülere ve kötülüğü yayanlara göz yummayacağız.
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 6) Hz. Ali (r.a.): “Onlara hayrı, ilmi ve edebi öğretin.” İbn Abbas (r.a.): “Onları Allah’a itaate alıştırın, isyandan sakındırın.” Edep bir tac imiş nur-i Hüda’dan; giy o tacı, emin ol her beladan. Ey baba, ey dede! Günde bir kez de olsa evladını, torununu, gelinini arkana alıp evde cemaatle namaz kıldır. İmamlar ve müezzinler cemaate bunu öğretsin; hutbelerde çağırsın.
“Hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.” (Buhârî, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 20) Çoban sürüyü kurda bırakmaz. Çocuğu bozan çağ değil; evdeki ihmal, ekrandaki çağrı, sokaktaki kötülüktür.
Sosyal medyada anne-baba düşman gibi gösteriliyor. Genç anne-babayı dinlemiyor, hatta konuşmuyor bile. Evde ebeveyn, okulda öğretmen, camide imam; cumhurbaşkanı ve İletişim Başkanlığı bu bakışı düzeltmek için tedbir almalıdır. Gençleri ifsat eden kanalların erişimine de set çekilmelidir. “Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 11) Değişim evde, ailede, baba ocağında başlar.
Türkiye’de LGBT adıyla 29 dernek vardır. Belçika, Almanya, Fransa, Amerika ve benzeri kaynaklardan milyonlarca dolar fonlandığı İçişleri açıklamalarından bilinir. Sayıları az, üniversitedeki faaliyetleri hesapsızdır. “Batı deli gibi fonluyor” denilmişti. “Ailem Güvende” operasyonu yapıldı; bazı yöneticiler tutuklandı. Üniversite yapılanması durmazsa tehlike sürer. Enjekte ettikleri fikir bellidir: kadın erkek gibi, erkek kadın gibi; evlilik zindan; çocuk yük; çocuksuz, ailesiz, cinsiyetsiz hayat.
İslâm nesli korur. “Allah size kendi nefislerinizden eşler var etti; eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi.” (Nahl, 72) İslam toplumunda en fakir bile evlendirilir. Makbul olan nesli kesmek değil, tevekkülle evlat istemektir. Çocuk yük, aile pranga, evlilik zincir değildir.
Ne yapacağız? Çocuğu namaza alıştıracağız. Helal lokma yedireceğiz. Telefonu, televizyonu, ekranı kontrol edeceğiz. Kötü çevreden koruyacağız; “herkes izliyor” demeyeceğiz. Evde mahremiyet dilini kuracağız: erkek erkektir, kadın kadındır. Evliliği kolaylaştıracağız; nişanın hayırlısı gecikmeyendir. “Tek çocuk, geç çocuk” sloganını bırakacağız.Gelin gençlerimiz erken yaşta evlendirelim.Annesi-babası genç olan çocuklar olsun dünyamızda.
Allah Resûlü’nün sözüne uyacağız: “Vedûd ve velûd olanla evlenin.” (Ebû Dâvûd, Nikâh 3; Nesâî, Nikâh 11) Liseyi, üniversiteyi takip edecek; genci mümkün mertebe kendi şehrinde okutacağız. Anne-baba önce namaza duracak.
Rasûlullah (s.a.v.) bir nesil yetiştirdi; kıyamete kadar örnek oldu. Jön Türkler ve İttihat Terakki, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Osmanlı toplumunda Batı’dan aldıkları ilhamla bir nesli bozdu; hâlâ toparlanamadık. Gelin bütün gücümüzü bir neslin ıslahına harcayalım. Bir nesil yetiştirelim. Allah’ın izniyle o nesil kıyamete kadar hepimize nur olur. Bir baba namaza durursa, bir anne haya öğretirse, bir ev emaneti sahiplenirsa o nesil orada başlar.
Her yıkım bir nesille başlar. Her diriliş de. Sadece bir nesli ıslah eden, gerisini rahat getirir.