Dünya bazen sessiz kalır.

Sessizlik uzadıkça zulüm cesaret kazanır.

Mazlumun feryadı daha fazla arşa yükselir.

Böyle zor zamanlarda doğru ve zamanlı atılan her adım, söylenen her söz ve uzanan her el, sadece bir yardım olarak kalmaz;

Aynı zamanda insanlığın vicdanına düşülen bir not olur.

İşte “Free Palestine” sloganıyla yola çıkan Filistin Kara Konvoyu’nun Bosna-Hersek’ten başlayan yolculuğu Arnavutluk, Yunanistan üzerinden Türkiye’ye ulaştı.

Sakarya, Ankara ve Konya güzergahlarından sonra bugün Adana’dayız.

Ve Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin durakları sonrası konvoy, Irak ve Ürdün üzerinden Filistin Batı Şeria’ya uzanmaya çalışacak.

Bu konvoyuu yalnızca illeri dolaşan, mitingler yapan ve sınırları aşan bir konvoy olarak düşünmemek lazım…

Yalnızca insanlardan ve araçlardan da oluşan bir konvoy değil…

Bu konvoy dil, millet, inanç ve mezhep farklılıkları içinde insanlık adına vicdanı, merhameti, kardeşliği ve mazluma umut olmayı taşıyor.

Gazze, Batı Şeria ve Filistin bugün sadece bir coğrafya değildir.

Bu mazlum ve işgal edilmiş coğrafya; aynı zamanda vahşetin çok korkunç boyutlara ulaştığı, adaletin sınandığı, Siyonist alçaklığın sorgulandığı ve dünyanın vicdanının imtihan edildiği bir yerdir.

Orada yaşanan her acı, akan her kan, parçalanan her beden, yıkılan her mamur yer insanlığın ortak hafızasına kazınmaktadır.

Zulme taraf olmak zaten zulmün ta kendisidir. O başlı başına bir alçaklıktır.

Ama böyle bir dönemde zulme, zalime, Siyonist vahşete ve ABD şeytanlığına sessiz kalmak yalnızca bir tercih değildir; aynı zamanda dilsiz şeytanlaşma ve tarihin önünde tükürülecek bir yüz ve lanetlenecek bir kişi olmadır.

Filistin Kara Konvoyu’nun misyonu ve anlamı, bu bağlamda taşıdığı yük, götürdüğü yolcular ve ulaştırmayı istediği yardım malzemelerinden çok daha büyüktür.

Bu konvoy; “Sizi unutmadık.” diyen bir selamdır.

Bu konvoy; “Yalnız değilsiniz.” diyen bir kardeşlik çağrısıdır.

Bu konvoy “İnsanlık henüz ölmedi.” diyen umut yolculuğudur.

Konvoyun Türkiye güzergâhı da bu umudun insanımızla buluşacağı önemli duraklara sahne olacaktır. Bu güzergahlarda verilecek destekler yalnızca bir karşılama ve uğurlama olmayacaktır. Bu buluşmalar, vicdanların bir araya geldiği, duaların göğe yükseldiği ve kardeşliğin yeniden hatırlandığı anlamlı duraklar olacaktır.

Filistin konvoyunu karşılamak; sadece araçları selamlamak ve bir hasreti gözyaşına dökmek olmayacaktır.

Filistin, Yemen, Lübnan, Suriye ve İran olmak üzere her yerde ve zamanda mazlumun yanında olduğumuzu bütün dünyaya ilan etmektir.

Filistin konvoyunu uğurlamak, Filistin Batı Şeria’ya doğru yola çıkan umuda,

“Yolunuz açık olsun; dualarımız, desteklerimiz, aleme ilan etmemiz ve boykot bilincimiz sizinle.” demektir.

Konvoyun geçeceği şehirlerde bu anlamlı yolculuğa sahip çıkmak çok değerli olacaktır. Elinde Filistin bayrağıyla aile, çocukları ve dostlarıyla bu konvoyu karşılayan herkes sadece bir etkinliğe katılmış olmayacak, aynı zamanda insanlığın vicdanına şahitlik edecektir.

Bazen bir alkış, bazen bir dua ve bazen yol kenarında sallanan bir el, kilometrelerce ötede umut bekleyen Filistinli insanların yüreğine ulaşabilir.

Elbette hiçbir konvoy tek başına zulmü bitiremez, savaşı sona erdiremez.

Hiçbir yardım aracı tek başına acıları sona erdiremez.

Büyük değişimler, imanlı ve vicdanlı insanların küçük ama kararlı adımlarıyla başlamıştır. Bu konvoy sadece insani bir yardımı değil, milyonlarca insanın duasını, sevgisini ve dayanışmasını da taşımaktadır.

Bu yolculuk aynı zamanda hepimize şu soruları yöneltmektedir:

Biz, bulunduğumuz yerde insanlık adına ne yapıyoruz?

Zulme karşı sesimizi yükseltebiliyor muyuz?

İmkânlarımız ölçüsünde iyiliğin tarafında yer alabiliyor muyuz?

Vicdanımızda hissettiğimiz acı bizi harekete geçiriyor mu?

Gelin, bu soruların verilmiş doğru, sağlam ve kararlı cevaplarıyla birlikte;

Bosna’dan Filistin’e uzanacak olan, kalpten kalbe kurulan bir kardeşlik köprüsü umudu taşıyan;

Bu konvoyun geçtiği şehirlerde umut olalım.

Konvoydakileri yalnız bırakmayalım.

Karşılayalım, selamlayalım ve hayır dualarıyla uğurlayalım.

Dünyaya, Müslüman bilincinin, mücadele arzusunun ve insanlık vicdanının hâlâ ayakta olduğunu gösterelim.

Evet; yollar uzun olabilir,

Evet; engeller büyük olabilir.

Evet; belki de dönüşü olmayan, sonrası zindan veya şehadet olacak bir sefer olabilir.

Fakat merhametin tekerlekleri döndükçe umut da bir daha, bir daha yol almaya devam edecektir.

Ta ki vaad edilen sabah müjdesiyle gelene kadar…