Yaralıları Dahi Vuruyorlardı

Yaralıları Dahi Vuruyorlardı

İlimizde bulunan 15 Temmuz Gazisi Safiye Bayat, o gün yaşadıklarını anlattı. Bayat, darbecilerin yaralılara dahi insaf göstermeyip onları kurşunladıklarını söyledi.

ABD destekli FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nde askerler tarafından açılan ateş sonucu yaralananların yardımına koşarken vurulan gazi Safiye Bayat, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını hafızasından silemiyor.

15 Temmuz’un yıl dönümü dolayısıyla ilimizde düzenlenen panele konuşmacı olarak katılan gazi Safiye Bayat, program öncesi 15 Temmuz darbe gecesi yaşadıklarını anlattı.

15 Temmuz gecesi askerler tarafından açılan ateş sonucu yaralanan 2 bin 196 kişiden biri olan evli ve 2 çocuk annesiSafiye Bayat (35), ayağındaki platinle hayatını sürdürüyor.

O gece yaşadıklarını aktaran Bayat, “Evde gayri ihtiyarı televizyonu açtım, bir kalkışmanın olduğu söyleniyordu. Hemen kalın kıyafetler giyerek, çantamı da alarak içine ilaçlar, yara bezleri, yara bantları, bir takım ağrı kesiciler doldurdum. Tespihimi, minik Kur’an-ı-mı da yanıma aldım. Abdestimi almıştım. Önemli bir durum olur da kaydederim diye kayıt cihazımı da yanıma aldım. Hemen yürümeye başladım. Öncelikle Çengelliye yürüdüm. Çengelköy normalde çok cıvıl cıvıl bir yerdir ama hiç kimse yok, araba yok, dükkânlar, benzin istasyonları kapalı. Beylerbeyi’ne doğru ilerlerken eşim aradı. Bana ‘nereye gidiyorsun’ dedi. Bende ‘köprüye gidiyorum’ dedim. Bana, ‘gitme, geri dön, burası çok karışık’ dedi. Ben ‘diyorum’ dedim. Daha sonra onunla görüşemedim.” dedi.

Askerlerin Boğaziçi Köprüsü’nü tuttuğunun kendisine bildirilmesine rağmen ilerlediğini söyleyen Bayat, “İnsanların kullanmadığı araç yolundan köprüye çıkarken ters yönden gelen bir itfaiye aracı gördüm. Arkası hınca hınç asker dolu ve farkları yanmıyordu. Açıkçası bir anlam veremedim. Köprüye çıkarken polisler tarafından durduruldum. İleriye gitmenin tehlikeli olduğu yönünde ikazlar aldım. Ben, ‘gideceğim’ dedim ve gittim. İlerlerken gişenin önünde bir Türk Bayrağı gördüm. Bayrağımı görmek orada bana güç verdi. Oradaki gençler bana, ‘abla gitme, ileride şu çizgiyi aştıktan sonra ateş açıyorlar’ dediler. Ben, ‘gideceğim’ dedim ve biraz ilerledim ve söyledikleri sınırı geçince tanktan üzerime ateş açmaya başladılar. O anda Allah hiçbir kurşunu nasiplendirmedi.” diye konuştu.

Rütbeli Asker Yanağımın Üzerinden Ateş Açtı

Boğaziçi Köprüsü’nü tutan rütbeli askerle yaşadığı diyalogu aktaran Bayat, şöyle devam etti: “İlerledim ve hain rütbeliyle karşı karşıya kaldım. Onunla baya bir mücadeleye girdik. Yaptıklarının yanlış olduğunu, bunu yapmamaları gerektiğini ve burayı terk etmeleri gerektiği yönünde düzgün bir yürekle söylemeye çalıştım ama tabi o hainlere kâfi gelmedi. Arkadaki asker müsveddeleri de hain rütbeliye tabiydiler. Hiçbirisi hainliklerinden ve zulüm etmekten geri durmadılar. Hatta bana hain rütbeli eziyet ve zulümde bulundukça çok keyifleniyorlardı. Beni çok tartakladı, hırpaladı. Ben, ‘yaptığınız yanlış, bunu yapmayın ve arkandaki askerleri de boşuna peşinden sürükleme dedim’ dedim. Bunu duyduğu an beni kendine çekti ve yanağımın üzerinden ateş açtı.”

BENİM İÇİN ‘ÖLDÜRELİM Mİ KOMUTANIM’ DİYORLARDI

Askerlerin kendisini ölümle tehdit etmesine rağmen korkmadığını vurgulayan Bayat, “Allah’a inanmış, teslim olmuş kalpler hiçbir şeyden korkmazlar, yalnızca ve yalnızca korktukları şey Allah’tır. O anda aklınızda hiçbir düşünce yok. Aileniz, eşiniz, çocuklarınız yok. Hiçbir şey aklınızda yok. Sadece ve sadece davanız, hak üzere yürüyen ayaklarınız, şahitlik etmek isteyen kalbiniz ve sadece siz varsınız. Bunları yaşadıktan sonra rütbeli askere ‘ben senden korkmuyorum’ dedim. Ona, ‘beni vurmak mı istiyorsun, döneyim sırtımdan vur’ dedim. Yine beni kendine çekti ve tartaklamaya, hırpalamaya devam etti. Artık bunların çok zalim ve hain olduklarını anladım ve daha fazla hırpalanmamak için geri gedip dua etmek geldi içimden. Yine uyarmak istedim, belki içlerinde merhamet eden ve zalim emire itaatsizlik edip onu vuran olur diye düşünürken, arkadan sesler yükselmeye başladı. Ben konuştukça, ‘artık içeriye alalım mı, öldürelim mi komutanım’ diyorlardı.” ifadelerini kullandı.

 ELİNİ KALDIRIP YARALI ALMAK İSTEYENLERİ DAHİ VURDULAR

Vurulduğu anı da anlatan Bayat, “Bir bayan yaralandı dediler. Ben ona giderken kurşunlandım. Ne büyük bir şeref. Önde giden kardeşleriniz sizi nasıl arkaya itmişse, sizin için ölmek istiyorsa bende kız kardeşim için ölmek istedim. Yaralandım diyemedim. ‘Lütfen kızkardeşime koşun’ diyebildim ama o gözlerimizin önünde son nefesini verdi. Ateş hattı olduğu için alınamıyorlardı, bende oldukça o ateş hattında kan kaybettim. Elini kaldırıp yaralı almak isteyenleri dahi vurdular. Tabi bu çok zalimce bir şey. Bir şekilde ateş hattına girip sonrasında beni çektiler ve herhangi bir araca bindirerek hastaneye kaldırdılar. 18 gün boyunca hastanede tedavi gördüm, hâlâ tedavim de devam ediyor.” dedi.

HAK DAVASI ÜZERİNE ÇIKTIK        

Ayağındaki platinle hayatını sürdürdüğünü bildiren Bayat, son olarak şunları kaydetti:“Biraz aksıyorum ama hamurumuz toprak. Vatan için bir tane eksik ne yazar. Yeter ki vatanımız böyle güzel, özgürlükler içinde, hürce, herkesin bir arada yaşadığı bir cennet haline dönüşebilsin. Hak davası üzerine çıktık, başımızda bu yolda gitsin inşallah. Öncelikle bir ümmet kardeşliğinde birleşiriz. Bizim adımız ne olursa olsun Laz, Çerkez, Kürt, Türk ama soyadımız Türkiye. Hep birlikte inanıyoruz ki bu vatan toprağı kanla alındı, bir kişi dahi kalsa kanla verilemez ve vermeyiz.” Şevki Aslan

 

 


Önceki HALK HAİNLERE GEÇİT VERMEDİ
Sonraki 2 Ayrı Kazada 5 Kişi Yaralandı​

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.